Kurum
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ · FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI
Bu çalışma, "İlahiyat Fakültesi öğrencileri için utanmanın anlamı nedir?" sorusundan hareketle, söz konusu öğrenci grubunun utanma olgusunu nasıl tanımladığını ve bu duyguya ilişkin temel etkenleri nasıl yorumladığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada öncelikle utanma kavramı, sözlük ve terim anlamları çerçevesinde ele alınmış; ardından felsefi yaklaşımlar, semavi dinler ve modern psikoloji literatürü üzerinden tarihsel ve kavramsal dönüşümü analiz edilmiştir. Devamında ise utanmanın psikolojik temelleri, ifade ediliş biçimleri ve bireysel/toplumsal etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmanın saha uygulamasında nitel araştırma desenlerinden görüşme yöntemi tercih edilmiş; 21 kadın ve 10 erkek olmak üzere toplam 31 İlahiyat Fakültesi öğrencisiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemiyle incelenmiş ve daha önce belirlenen "utanma duygusunun bileşenleri" ile "utanmayı ortaya çıkaran faktörler" temaları çerçevesinde sınıflandırılmıştır. Araştırma bulgularına göre, İlahiyat Fakültesi öğrencileri için utanma, genellikle çarpıntı ve yüz kızarması gibi fizyolojik belirtilerle kendini gösteren ve çekinme, kaçınma davranışlarıyla ifade edilen olumsuz tanımlamalara sahip bir duygudur. Bu duygunun ortaya çıkmasında etkili olan faktörler üç başlık altında toplanmıştır: (1) Sosyokültürel faktörler (sosyal yargı, sosyal onay beklentisi, gelenekleri koruma ihtiyacı ve toplumsal dışlanma korkusu); (2) Kişisel faktörler (fıtrat, zayıf benlik algısı, sosyal kaygı ve genetik özellikler); (3) Çevresel faktörler (çocuk yetiştirme dinamikleri, olumsuz eleştirilerin yapılması ve değersizlik hissi). Çalışmanın genel bulgularından hareketle, dini bir eğitim ortamında öğrenim gören katılımcılar için utanmanın ortaya çıkmasında dini vecibeler ve inançlar etkili olmakla birlikte, söz konusu duygu esasen sosyokültürel, çevresel ve bireysel faktörlerden beslenmektedir. Ayrıca öğrencilerin "utanma" ve "haya" kavramlarını birbirinden ayırdıkları; "haya"yı daha çok dini bir sorumluluk alanına yerleştirdikleri, buna karşılık gündelik hayatta kendi deneyimledikleri utanma duygusunu daha çok dünyevi ve sosyal etkenlerle ilişkilendirdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
YÖK Tez Merkezi kaynaklı özet